top of page

Doğa Sporlarının Coğrafi Açıdan Çevresel Etkileri

Yazarın fotoğrafı: GeoSapiens
GeoSapiens
26 Şub 2018
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 Mar 2018


Çoğu insan doğayı da spor yapmayı da sever. Hal böyle olunca bu ikisi arasında bir ortak nokta oluşmaya başlamıştır. Doğa sporlarının salon sporlarına göre daha mücadeleci bir yapısı vardır. Doğada, yapılan spora ek olarak değişebilen bir ortam koşullarına da maruz kalırsınız. Beklenmedik ısı ve ışık değişimi, yağmurun yağması ve buna bağlı zeminde meydana gelen değişiklikler vb. Hatta geniş alanda yapılan bir faaliyet ise bu ortamda bulunan bir takım hayvanlar sportif faaliyetlerden etkilenebilir de etkiyebilir de.


Bu yazı, yapılan doğa sporları sonrası çevresel bir takım değişimleri coğrafi açıdan ele almaktadır. Artan nüfus ve şehirleşme ile insanlar rekreasyon amacıyla farklı mekanlarda farklı faaliyetler yapamaya başlamıştır. Bunlardan birisi de doğa koşullarında spor yapmaktır. Yani doğa sporlarıdır. Bunun sonucunda ise kaçınılmaz olarak doğada bir takım baskıların olduğu saptanmıştır.


Doğa sporlarının birçok çeşitleri bulunmaktadır. Bunlardan en yaygını olanları; dağcılık, kaya tırmanışı, bisiklet, mağaracılık, araç safarisi, kayak ve benzeridir. Ancak yapılan bu faaliyetler çevre üzerinde belki de geri dönüşü olmayan bazı değişikliklere sebep olmaktadır. Bunlardan bir kaçına örnek verelim. Mesela doğal alanlardaki motorlu araç kullanımı, at binimi, koşu vs. o bölgedeki florayı yok etmekte, faunayı rahatsız etmekte toprak erozyonunu arttırmakta, suları kirletmekte ve aynı zamanda gürültü ve çevre kirliliğine sebep olmaktadır.


Kaya tırmanışları sırasında nadir kuşların yuvaları bozabilmektedir. Dağcılık ve kampçılık amacıyla yapılan rekreatif etkinlikler sonrasında kişilerin ortaya çıkardığı ambalajlar, paketler, çöpler ve bir takım kimyasallar çevreye zarar verebilmektedir. Bunların kullanım sonrası doğada bırakılmaması ve uygun şekilde saklanıp imha edilmesi gerekmektedir.


Kamp alanlarının akarsu ve göl gibi su kaynaklarına belli bir mesafede kurulması gerekir. Uygun yer seçimine dikkat edilmelidir. Bunun dışında doğada yakılan bilinçsizce ateş, rüzgar ve ortam koşullarıyla beraber orman yangınları gibi daha büyük sorunlara yol açabilmektedir. Yürüyüş amaçlı çok fazla kişinin yürüyüş güzergahlarında bulunan toprak zemin çoraklaşmakta, aşınmakta ve zamanla ormansızlaşma artmaktadır. Aynı zamanda çevredeki hayvanları ürkütebilmekte hatta bazen yuvalarını bozabilmektedir.


Uluslararası düzeyde dağcılık etkinlikleri genelde uzak mesafelik hareketi gerektirir. Özellikle Alp ve Himalaya Dağları’na yoğun talep gören yüksek katılımlı tırmanış seferleri düzenlenmektedir. Dağ alanları bu yoğunluğu zaman zaman kaldıramamakta ve çevresel bozulmalar meydana gelmektedir. Dünyanın en yüksek zirvelerine ev sahipliği yapan Himalaya Dağları’nın çevresindeki yerleşimler yerel kültürleri barındırır. Hatta birçok kültürlerde dağlar ve bölgede yaşayan hayvanlar kutsal unsurlar olarak görülür. Buralara tırmanış ve seyahat amacıyla gelen insanlar buranın kültürünü hoş görmelidirler ve sosyal yapıda olumsuz değişimlere sebep olmamalıdırlar. Ayrıca dağları satın alabilecekleri bir madde olarak görmemelidirler.


İnsan çevresiyle uyumlu olduğu kadar çevresini değiştiren hatta bazen ekolojik dengeyi bozabilen bir varlıktır. Peki doğa sporlarının sürdürülebilir olması açısından neler yapılmalıdır? Burada kısaca ve pratik olarak şunları ifade etmek gerekir.


*Etkinliklerin planlaması iyi yapılmalı, küçük gruplar halinde seyahat edilmeli, kullanım süresi sınırlandırılmalı ve sadece gerekli ihtiyaçlar doğaya götürülmelidir (ekipman, yiyecek, giyecek vb).


*Gezi ve kamp için en uygun yer seçilmeli. Düz ve dayanıklı yüzeyler seçilmelidir. Hassas çimlerin ve yeniden canlanması zor olan habitatlara çadır kurulmamalıdır.


*Alan ihtiyacı minimuma indirilmeli (yemek yapma çadır kurma vb.). Su kaynaklarının çok yakınına kamp kurulmamalıdır. Hijyen ve risk açısından durgun su alanıyla 75-100 m hareketli su alanıyla ise 100-150 m mesafe olmalıdır.


*Etkinlik sonrası geride hiçbir eşya bırakılmamalı, ambalajlanıp geri götürülmelidir. Karşılaşılan tarihi ve kültürel yapılara, flora ve faunaya zarar verilmemelidir.


*Kamp için yakılan ateşin bir çukur alana yakılması gerekir. Etkinlik sonrası ateşin tam olarak söndüğünden emin olunmalıdır.


*Sizin gibi aynı mekanı paylaşan kampçılara ve sporculara saygı gösterilmeli ve onları rahatsız etmekten kaçınılmalıdır. Ayrıca besinler hayvanlardan uzak tutulmalıdır.


Eğer doğada sürdürülebilir vakit geçirmek istiyorsak yukarıda yazılanlara karşı duyarlı olmalıyız.



KAYNAKLAR


Koçak, F, ve Balcı, V. 2010, Doğada Yapılan Sportif Etkinliklerde Çevresel Sürdürülebilirlik, Ankara Üniversitesi Çevrebilimleri Dergisi 2(2), 213-222. Ankara


Somuncu, M. 2004. Dağcılık ve Dağ Turizmindeki İkilem: Ekonomik Yarar ve Ekolojik Bedel. Coğrafi Bilimler Dergisi, 2 (1):1-22.


Yıldız, Z., ve Kalağan, G. 2008. Alternatif Turizm Kavramı ve Çevresel Etkileri. Yerel Siyaset, Kasım, 35: 42-44.


Demirhan, G. 2003. Doğa Sporlarına İliskin Riskin Algılanması. Spor Bilimleri Dergisi. 14 (1): 1-13.

 
 
 

1 Yorum


rumeysancl
26 Şub 2018

😍😍

Beğen

Join my mailing list

© 2023 by The Book Lover. Proudly created with Wix.com

bottom of page